Archive for Ocak, 2005

İstatistiki İroni

Pazartesi, Ocak 24th, 2005

istatistiğin mucizevi dünyasıSolda görmekte olduğunuz grafik, Spturk’ün dört gündür kimden ziyaretçi aldığını gösteriyor. Ne kadar güzel bir görüntü oluşturmuş değil mi? Gerçekten ben de varolan bir hastalık, veriler içinde kaybolmak ve sonuçlarına hayranlık içinde bakıp onlardan hayatın anlamını çıkarmayı denemek. Uğraşır dururum istatistiki bilgilerle yıllardır, hep merak içinde ve ilgiyle sonuçları gözlemlemişimdir çocukluktan beri. Hele bu spturk’ün varlığından itibaren elde oyuncak şebeğe döndüğüm çok gün bilirim ben…

Şimdi gelelim asıl olaya, yarın sabah 9 civarında bir sınavım var, hem de İstatistik’ten… Gel gör ki ben açıp da öğrenmek, anova tablosu nedir ne değildir diye karar vermek yerine oturmuş spturk’ün istatistiklerini ayarlamaya, istatistikleri incelemeye, bu meksikalı amcanın siteye nasıl girmiş olabileceği olasılıkları ile uğraşıyorum.

İronidir efendim ironi bu. Valla isteyerek olmadı ama başa gelmiş bir kere. “Hazıra konma meraklı istatistikçi” olur ancak benden zaten. Neyse şu finali atlatalım ben grafiklerime gömülmeye aynen devam edeceğim :) .

Ayrıca yeni farkettim, bir sitede sayfam hem ingilizce hem Hollandaca gözüküyor. Kek avlıyormuşuz meğersem habersizin :) .

Stratovarius yeniden birleşti!!!

Perşembe, Ocak 20th, 2005

tam ekip, tam gazBiraz eskidi haber ben heyecanımı dizginleyene kadar ama Stratovarius sonunda tekrardan birleşti. Aynı kadroyla, değişikliksiz!!!

Geçen senenin sonlarına doğru akli dengesini yitiren Tolkki grubu dağıtmaya Kotipelto’nun yerine afedersiniz kalp yiyen bir bayan vokal getirmeye niyetlenmişti(hatta getirmişti). Ardından da akli dengesini yitirmiş bir grup fanatik Tolkki’yi kolundan bıçaklamış ve pataklamış, başka bir grup da yeni bayan vokale postayla paket içinde bok göndermişlerdi. Daha sonra Tolkki düştüğü durumun iyice psikolojik dengesini bozmasıyla, intihara yeltenme ihtimaline karşın hastaneye kaldırılmıştı. Hastanede de tahminen Strato hayranı bir doktorun eline düşen Tolkki çıkışta “eski kadro olmadan bir bok olmaz, ya geri dönün ya da dükkanı kapıyoruz” demişti. Sonra da yavaş yavaş buzlar eridi ve artık Stratovarius yeniden birleştiğini açıkladı. Kısacası muhteşem oldu!!!

Yeni albüm açıklaması da eksik değil. Bizim gibi hastalara beklemek düşer, ne de olsa tarzdan taviz verilmeyeceği de belirtilmiş… Bir de albüm gelince yorum alırız artık.

Neyse… İstem dışı özetimi(ellerim tuşladı) burda bitirir, içinizdeki Stratovarius aşkının artması dileğiyle blog’umu da nah burda kapatırım. Elinde bulunanlara da buradan bir güzel “Stratosphere” gönderiyorum, afiyet olsun! Hah, bir başlayın bakalım durabilecek misiniz? :) Timo’ları da ayrı ayrı öptüm buradan…
Beni siz delirttiniz ulan!

Counter Strike - Source

Cumartesi, Ocak 15th, 2005

cs-source

Ortaokul/Lisede kalmış bir alışkanlık, bir eğlenceydi Counter Strike. Nerdeyse çoğumuz bir süre sonra bırakıp vakit ve paramızı daha başka şeylere harcayarak devam ettik yolumuza. Mesela bilardo seçmiştik biz kendimize, nerdeyse sıra arkadaşlarından oluşan tüm klanca gidiyorduk oynamaya. Sonra baktık okullar ayrıldı sonra da vizeydi-finaldi, çok da vakit kalmıyor artık bilardo da geri plana düşer oldu. Tam bıraktık bu işleri diyorduk kiiii…

Half-Life 2 çıktı (ki kendisi de klasikleşmişti gözümde iki saniyede) ve o güzelim grafik motorunu da CS-Source’a yadigar bıraktı. Etraftakilerle etkileşim ve grafiklerin güzelliği, istenen özelliklerinin hepsinin yerine gelmiş olması normal olarak bir CS’ye geri dönüş sebebi oldu. Tüm gün CS oynattı hatta adsl’nin de yardımlarıyla.

Buna CS demeye de dil varmıyor Counter Strike Source bu. Ve gerçekten muhteşem olmuş, çıkaran Valve’dan, crackleri yapan emporio’dan allah razı olsun. Amin…

Eliniz “statsme” ve “rank”‘ten ayrı durmasın. Egonuzu beslemeyi unutmayın :)

Klasik: Gather the faithful and propose a toast

Çarşamba, Ocak 12th, 2005
Anders kırmızı saçlı

Hani cidden eskimeyecek parçalar vardır ya. Bunlardan biri de kesinlikle “Ordinary Story”, gerek sözleri gerekse melodisiyle insanı delirten bir parça her daim dinlendiğinde. Tamam anladık da, şimdi gecenin bir yarısı ben bu parçayı niye açtım?? Önce dedim ki, bir gaz alayım ve Mantıksal Tasarım’ıma daha güzel geri döneyim. Doğru bir tercih olabilirdi her zaman belki, ama sözleriyle damarıma girip de düzene küfretmeye şevketti bu saatte… bu meşgale içinde… Ulan Anders ben senden hıncımı alacam ama önce şöyle bir gaza geleyim layığıyla!!!

“Egoism dictates human relations
a world where fashion outshines morality
here success is written in blood-red colours
designed by the thirst for power

gather the faithful and propose a toast
to the epoch of indifference”

not: yerim seni Anders!!! hınç falan hak getire :)
not2: “gedhır dı feytful” ulaaaann!!!

Web programlama denen meret

Pazartesi, Ocak 10th, 2005

Bu meret gerçekten insanda bağışıklık yapabiliyormuş meğersem. Bir ara(2001 falan) “South Park da South Park” diye tuttutup site yapan insan artık direk South Park için değil de web programlamaya dalmak için SPTurk yapabiliyormuş :) . Dur şu .htaccess’i bir halledeyim cronjoblara girmeyi de smtp ayarlarını da ihmal etmeyim. Yok onu bırak da MySQL’de hayat var mı siz onu söyleyin? Bana bir ara kıpraşıyormuş gibi geldi o satır sütunlar :) . Kısaca Allah bana akıl fikir versin, mantık tasarlamak yerine bunları yaptığım için… hebelehüp!

Dedem benim…

Pazar, Ocak 9th, 2005

Ya inanır mısınız bilmiyorum ama geçen gün yıllardır kayıp dedemi body salonunda buldum, hem de kafasAh dedem vah dedemını üşütmüş bir şekilde…Ben tam 352nci bench press’imi yapıyordum ki kendisinin “Deeeehh!! Dıgıdık dıgıdıkkkk” diye seslenmelerini duydum. Dikkatlice sese doğru yürüdüm bir baktım dedem orda, ne olduğunu anlayamadığım aleti ata çevirmiş, kovboyculuk oynuyor. Baya da bir nam salmış meğersem, hocalar falan “Şerifim!” diye sesleniyor. Neyse gittim yanına elini öpeyim diye, atından bile inmedi şerefsiz… İki laf etmedi… Ben de arkasına atlayım dedim yolda konuşuruz diye ki, atı huysuzlanıp beni alaşağı ediverdi. Sonra bir kez daha denedim konuşmayı yılmadan, tam ağlamaklı oluyordum ki, “Benim senin gibi torunum yok” deyip atını günbatımına doğru sürdü. Güneş gözümü aldığından nereye gittiğini göremedim. Selametle varmıştır gideceği yere inşallah…(insan bir arar vardım diye!)

AMG ve postmodern osmanlıca sıçış(?!)

Salı, Ocak 4th, 2005

AMG

Ben de özledim ben de
Derman yok dizlerimde
Sana koşmak isterim
AMG’mi çaldılar…

Postmodern yakarış-ı mercedes veyahut rezillik-i yaratıcılık ve veyahut osmanlıca bilmeden osmanlıca yazamamak. En tabi ki Ferdi Tayfur :D .

Başlangıç

Pazartesi, Ocak 3rd, 2005

Bünyedeki bir şeyler yaratma zorunda hissetme derdimin sonunda dışavurumu, en azından bir to-do list olabilecek fikirler ya da fikir olmayacak kadar ham ilham muhtaçlığı ile göze batan saçmalıkları listelemeye uygun buldum blogger’ı. Neden insan böyle bir sebeple blog açar ki? Değil mi? Göreceğiz zamanla…