Mantıklı insanın kafa karışıklığı olmak…

Bir önceki blog ile birlikte seri olması değil amacım. Şimdi nasıl hissediyorsam aynı yoğunlukta olacak aşağıdakiler de.

Hepimizin neyin mantıklı, neyin mantıksız olduğunu anlayacak bir beynimiz vardır. (Aslında beynin tek görevi bu değildir ama şimdi ilgilendiren kısmı bu olduğu için bunun üzerine eğiliyoruz.) İşte beynin bu yeteneğiyle de karar verirken ölçüp biçme işlerini yaparız. Bir olay olmuştur, biz onu ölçüp biçmeye çalışmışızdır. Sonunda mantıklı bir senaryo uydurmuş, bu hikayeye ne kadar gerçek olduğunu bilmesek de inanmışız, gerçekmiş gibi önem vermişizdir. O sanal gerçekliğimiz, mantıklı senaryomuza inanmışız. Bu senaryonun oyuncularına ise kendimizinki kadar büyüklükte bir beyin ve mantık bahşetmişizdir. Hani aptallık ya da saçma bir hareket yapıyorlarsa da genel bir mantık üzerine oturmuştur tüm yaptıkları.
Ama gerçekte öyle midir ki? Yaşarken neyi nasıl mantıklı yaptığımız ya da yapmadığımız konusunda pek de düşünceli değilizdir. Düşünceliysek de bu kendi mantığımızla sınırlıdır, başkalarının bu mantıkta artı-eksileri olsa da katkıları çok fazla değildir.

Yani na’parsak yapalım beynimizle gerçekçi bir simülasyon gerçekleştirmemiz mümkün değildir. Zaten trilyonlarca etkenden oluşan tüm düşüncelerimiz ve hareketlerimizi aklımızda oluşturduğumuz genel mantık temellerine dayanan bir simülasyonla ifade edebilmek kendimiz hakaret olurdu.
Ama bunu bilen bir mantıklı insan bile, kendinden habersiz olarak gelişen ve tamamen mantıksızlık sınırlarını zorlayan bir olayı simüle etmeye kasar. Sonuç olarak eline de koskoca bir kafa karışıklığı baki kalır. Sonra bu kafa karışıklığından elde edilecek tüm zırvalar da, simülasyonun çıktılarıdır. Siz oysaki “mantıklı” üç-beş çıktı beklemişsinizdir onca mantıklı girdiye karşın. Ama hayat o kadar basit değildir ne kadar basit yaşasak da, onu komplike yapan biz olmasak da…

not gibi: Tüm bunlar tahmin gücümüzün sıfır olduğuna ve mantığın geçersizliğine dair olsalar da, şahsen çok da fazla şeyi tahmin edebileceğimizi düşünüyor ve insanın kendini tekrar eden bir varlık olduğunu biliyorum(hani bunlar fikir olduğundan gayri inanıyorum da). Sanılmasın ki asla hiç bir şeyi tahmin edemeyiz ya da mantıklı bir senaryo uyduramayız, elbet uydururuz/tahmin ederiz. Ama gün gelir öyle bir saçmalık konmuştur ki sahnede siz onu çözene kadar kafanız karman çorman olmuştur. Perde kapamış, kendi mantıklılığınız çözüm vermemiştir. İşte asıl tema da budur.

Leave a Reply