Archive for Nisan, 2005

Emeğin türkçe anlamı ve Cartman’ın “Laame” deyişi

Pazartesi, Nisan 25th, 2005

Artık kaçıncı oluyor bu bilmiyorum ama oldukça sıklıkla başıma geldiğini belirtmeme gerek yok. Tahminen ayda bir-iki tane spturk’ten çalıntı yapan site yakalıyorum. Bu seferki daha da ilginç, mevzu bahis olan şahıs Spturk’ün kendi kopyasını oluşturmaya çalışmış. SPTurk’teki tüm yazılarımı/çevirilerimi kopyala yapıştır yöntemi ile sitesinde kullanmış. Bununla da yetinmemiş sitedeki tüm resimleri de spturk’ün serverından kullanmış. İlginç bir şey tabi insanın azimle bunları çalmaya uğraşması ama benim sinirimi bozan bu insanların hiç ama hiç emeğe saygısı olmamaları.

Ne bileyim bir siteden bir şeyleri alıyorsan ya siteye link verirsin ya da sitenin alınan dosyada bi copyright’ı varsa dokunmazsın. Ama koskoca yazıyı resimleri ile birlikte kopyalayıp siteye koymanın neye denk geldiğini ben de bilmiyorum. Emeğe saygısızlık desen değil, hırsızlık desen değil, küfür etsen değil, Cartman’ın deyişiyle kocaman bir “Laaaameee“i hakediyor bu insanlar. Burdan hepsine kocaman bir lame gönderiyorum. Cartman bildiği gibi yapsın bunları…

Bir de not bazında yazayım; başka kimin bookmarks’ında hi-jackers die bir klasör vardır allah aşkına…

Cinnet geçiren öğrenciden mektuplar

Perşembe, Nisan 21st, 2005

Bir insan nasıl delirirmiş göstermek adına son ödevin comments’ine yazdığım cinnetin kanıtı olabilecek lafları buraya da aktarıyorum. El elemği, göz nuru;

“In this assignment I learned somewhat assembly and understand that I never knew anything from the courses. And I understand that the text book given to us is nothing but useless for our needs. These negative parts of the problem made the assignment harder for me. I hope in the next courses I can learn something in the class. At the end, this assignment taught me more from the classes so it was a good one I think.”

not: o “useless” yerine “bullshit” yazmak da vardı ama götüm yemedi o kadar :)

Monty Python ve nadide lafları

Çarşamba, Nisan 20th, 2005

“I fart in your general direction” diyerek damardan girmek istiyorum. Holy Grail filmindeki sinir bozucu fransız’In küfür olarak kullandığı bir laftı bu. Ki benim saatlerce kitlenmeme sebep olmuştu. Bir de bunun tişörtünü yapmış bir site. Gördüm, aklımı aldı tişört hayatım kaydı. Ben de istiyorum bundan ya. Wishlist’imiz yok mu bizim?

Şoraaa

Şu da ayrı bir güzellikte, zaten Ministry of Silly Walks mükemmel bir skeç. Bu da aynı mükemmellikte.

Nah buraa

Gözlerin kapandığı an banyoya girmek

Perşembe, Nisan 14th, 2005

Çocuklar banyo yapmaktan pek zevk almaz, bu oldukça rahat bir şekilde ulaşılabilecek bir genelleme. Hani üç-beş tanıdığınızın küççük çocukları varsa kendi örnekleminizi bile yaratabilirsiniz. İşte o banyo üşengeçliği bir bünyede kaç yıl kalır allah aşkına? Bende sağlam, yüz yıldır var, Guinness Rekorlar Kitabı’na girmek istiyorum ama olmaz ki. Anam, babam ne der, kız arkadaşım beni bırakmaz mı, sokağa nasıl çıkarım, “En pis adam” diye kitaba geçince? Varsın geçsin öylece, “pis adam” olalım dünyanın gözünde… Ama gene üşenirim ben banyo yapmaya arkadaş, hastalık gibi bir şey.

Şimdi pis adamım, banyoya üşenirim dedikse ciddi anlamda pis olduğum sanılmasın. Banyo saatini ertelemektir tüm yaptığım, acımam yaparım. Bir gün önceden söylenirim, “yarın banyo yapmalı bu saçlar gene bok olmak üzere” diye. Öbür gün kalkınca dersim yoksa “ımmhhh” efektiyle götümü kaldıramam birkaç saat. Dışarı çıkacaksam hemen mazeret hazırdır “Lan sinüzitim var, kafayı üşütürüz. Hasta oluru maazallah” şeklinde. Dışarı çıkmayacaksam, biraz daha vakit geçiririm sonra “Kim incek aşşağı” modunda ötelerim eylemi. Sonra bir bakarım saat geceyarısı olmuş, dur şu ders vardı, dur ıvır vardı, zıvır vardı diye götüm tutuşaraktan ederim saati iyice geç. Ve bir tek ben banyo yaparım gecenin geç saatlerinde, kim bilir nerede duşunu alan taze sevişmiş sevgililer ile aynı anda.

Bazen de uyku öyle bir bastırır ki, öyle bir bastırır ki, öyle bir bastırır kii………………………… zzzZZZZZZ

Vize dönemi

Pazartesi, Nisan 4th, 2005

Bir vize dönemi daha geldi ve ben gene kendine hakim olamayan manyak kimliğime büründüm. Vallaha da engelleyemiyorum… Vize dönemi geliyor, dört gün tatilimi iki gün dolaşıp iki gün çalışmaya ayırıyorum sonra noluyor? o çalışmaya ayırdığım iki gün boyunca evde oturuyorum ve oturmaktan başka da bir şey yapmıyorum. Eh böyle olunca da stresimi çifte katlıyorum.

Ulan tüm gün boyunca bir kitabı baştan sona gözden geçirmek biraz da diff denk bakmaktı amacım gece oldu kitabı baştan sona gözden geçirdim mi, geçirdim. Ama yata yata 7-8 saat sürdü eylem, sürüncemede çalışmak diye buna diyorlar herhalde. Kanser olacam bu gidişle valla. Bak göbeğim de büyüyor; kesin bir sorun var kesin…